Rahman ve Rahim Allah (c.c.)'ın adıyla

  Alemlerin Rabbi olan elçilerini hidayetle ve hak dinle gönderen Rabbimize sonsuz hamdu senalar olsun. Elçi meleklere bütün melaike-i kirama , Peygamber Efendimize(s.a.v) bütün peygamberlere salat ve selam olsun. Rabbimizin rahmeti bütün inananların üzerine olsun.


"Rabbimiz cc, Adem as'dan günümüze yeryüzünde, inananlar için iki kıble varetmiştir. Bu iki kıblenin asılları Levh-i Mahfuz'da, misalleri ise yeryüzündedir. Şüphesiz, bu iki kıblenin ilki Beytullah (Kâbe), ikincisi ise Beyt-i Makdis (Mescid-i Aksâ)dır. İkisi de Mescid-i Haramdır / Allah'ın haremidir (hürmet edilmesi gereken yerlerdir). Peygamberimiz sav zuhurundan itibaren yıllarca Mescidi Aksa’ya dönün şeklinde bir ayet olmadığı halde Rabbimizin cc vahyiyle ilk kıblesi olan Mescidi Aksaya yönelerek ibadetlerini yaptıktan sonra Rabbimiz’in CC, ayeti celilesinde, "Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Şimdi seni elbette hoşlanacağın bir kıbleye çeviriyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çevirin..." buyurmasından sonra Peygamberimiz sav Mescid-i Aksâ'dan, Kâbe'ye dönmüş ve ibadetlerini ikinci kıblesi olan Kâbe’ye yönelerek yapmaya başlamıştır.

Bununla beraber, Peygamberimiz sav nasıl kendisine inen ayetlere ve vahye göre hareket eden bir Rasul Peygamber ise Mehdi as da Kur'an ayetlerine ve Rabbimizin vahyine göre hareket eden bir nebidir. Peygamberimiz sav, Mescid-i Aksaya dönün şeklinde bir ayet olmadığı halde; Rabbimizin vahyiyle yıllarca Mescid-i Aksa ya dönerek ibadetini yapmış, hicretten bir süre sonra Rabbimiz'in cc ayeti ile Kabe’ye dönmüştür. Bunun gibi Mehdi as da, yıllarca Rabbimiz in cc ayetlerine binaen Kabeye dönerek ibadetlerini yaptıktan sonra, Rabbimizin cc vahyiyle Mescid-i Aksa ya dönmüştür. Rabbimiz cc Rasulullah sav e nasip ettiği iki kıbleye yönelme nimetini Muhammed Mehdi as a da nasip etmiştir. Bununla beraber Peygambere uyanları, topukları üzerinde geriye dönenlerden ayıralım diye yaptık ayetinin sırrıyla nasıl ogün Rasulullah ı sav ve Ona uyanları imtihan etmişse bugün de aynıyla Muhammed Mehdi as ve Ona uyanları aynıyla imtihan etmeyi dilemiştir. Rabbimiz cc ayeti celilesinde her peygamber için bir şeriat ve minhac koyduk buyuruyor. Her gelen Rasul yeni bir şeriatla geldiği gibi her nebi de kendisinden önce gelen Rasulun şeriati ile ve minhacla hareket etmiştir. Mehdi as da Rasulullah ın sav getirdiği şeriatle ve minhacla hareket eden bir nebidir. Şeriat yeni gelen dinin tamamıdır. Minhac ise o şeriatin yolu, yöntemi, uygulamasıdır. Rasulullah sav nasıl Rabbimiz'in ayetlerine göre ve vahiyle Rabbimiz'in cc emrettiği şekilde yaşamışsa Muhammed Mehdi as da Rabbimiz in Kuranı Kerimde indirdiği ayetleri ile ve vahiyle yaşayan bir nebidir. Bundan dolayı da hem kendisinden önce indirilmiş olan Kur-an’ı Kerimin ayetlerine yani şeriate göre hareket ederken hem de Rabbimiz'in cc vahyiyle Rabbimiz in emri üzere aynı şeriat içerisinde yaşanan sünnete göre hareket etmiştir. Peygamberimiz sav Mescid-i Aksaya dönün şeklinde bir ayet olmadığı halde Rabbimizin vahyiyle nasıl yıllarca Mescid-i Aksa ya dönerek ibadetini yapmış, sonra Rabbimiz'in cc ayeti ile Kabeye dönmüşse, Mehdi as da yıllarca Rabbimiz in cc ayetine binaen Kabeye dönerek ibadetini yaptıktan sonra Rabbimizin cc vahyiyle Mescid-i Aksa ya dönmüştür. Kısaca Rabbimiz cc aynı şeriat üzere Rasulune yaşattığı iki kıbleye yönelme nimetini ,imtihanını ve sünnetini Rasulullah ı tasdik eden nebi olan Muhammed Mehdi ye de aynıyla yaşatmıştır. Rasulullah sav i Mescid-i Aksadan Kabeye çevirip o toplumu imtihan eden Rabbimiz cc, Muhammed Mehdi as'ı da vahyiyle Kabe'den, Mescid-i Aksa'ya çevirip bu toplumu imtihan etmeyi dilemiştir.

Kabe'den, Mescid-i Aksa'ya çevirip bu toplumu imtihan etmeyi dilemiştir. Rabbimiz cc, bir başka ayeti celilesinde de "...yöneldiğin kıbleyi ancak peygambere uyanları topukları üzerinde geriye dönenlerden ayıralım diye kıble yaptık..." buyurarak; aynı zamanda Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevirmekle o toplumu imtihan edip, inananları inkar edenlerden ayıracağını haber vermiştir. Bununla beraber, Rabbimiz cc, ayeti celilesinde "Herkesin yöneldiği bir yön (kıble) vardır. öyle ise hayır işlerinde yarış edin..." buyurarak her elçinin yöneldiği bir kıblesi olduğunu haber vermiştir. Rabbimiz CC ayeti celilesinde "Doğu da , batı da Allah'ındır, hangi tarafa yönelirseniz Allah ın yüzü oradadır..." buyuruyor. Rabbimiz cc iki kıbleden hangisini kıble tayin ederse Rabbimiz'in cc yüzü oradadır, Rabbimiz'in CC tayin ettiği kıbleye yönelen, yüzünü Rabbimize CC dönmüş olur. Kıble Kâbe olduğunda Allah'ın yüzü orada, Kıble Mescid-i Aksâ olduğunda Allah'ın yüzü oradadır.

Rabbimiz CC ayeti celilesinde, "İyi ve erdemli olmak yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Fakat iyi ve erdemli kişi; Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Kitab'a (Ku'ran'a) ve peygamberlere inanıp, malı, sevgisine rağmen akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda/sokakta kalmışlara, dilenenlere ve boyunduruk altında bulunanlara veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, ahitleştiği zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın şiddetlendiği anda sabredendir. İşte doğru olanlar onlardır. Ve takvâya erenler de onlardır." buyurarak, gerçek kıble ehlinin/hakiki iman sahiplerinin vasıflarını haber vermiştir.

Kâbe, Allah'ın cc evi (Haremi) olmakla beraber aynı zamanda Peygamberimiz'in (sav), Rabbimiz CC katındaki makamı olan Makam-ı Mahmud'un hizasında olup Makam-ı Mahmud'un da yerini temsil ettiği için Peygamberimiz'in sav hoşlandığı yönelmeyi arzu ettiği bir haremdir. Rabbimiz CC ezel sırrıyla hak ile Peygamberimiz'i sav ilk kıblesi olan Mescid-i Aksâ'dan arzu ettiği kıbleye, makamının bulunduğu Kâbe'ye döndürmüştür. Bunun gibi Beyt-i Makdis (Mukaddes Ev) de, Allah'ın cc evi (Haremi) olmakla beraber Muhammed Mehdi'nin Rabbimiz CC katındaki makamının hizasında olup Muhammed Mehdi'nin makamının da yerini temsil eden bir haremdir. Rabbimiz CC, ezel sırrıyla hak ile Muhammed Mehdi'yi de ilk kıblesi olan Kâbe'den, makamının da bulunduğu Mescid-i Aksâ'ya çevirmiştir. Mehdi as'ın merkezinin Kudüs olması ve İsa as'a Beyt-i Makdis(Mescidi Aksâ)'da imam olacak olması da bundan dolayıdır.

Rabbimiz CC, ezeli sırra binaen; Hz.Adem as dan günümüze hem hak ile hem de "...yöneldiğin kıbleyi ancak peygambere uyanları topukları üzerinde geriye dönenlerden ayıralım diye kıble yaptık..." ayetinin sırrıyla bazen Kâbe'yi, bazen Mescid-i Aksâ'yı elçilerine kıble yapmış insanları bir kıbleden diğer kıbleye çevirmekle imtihan etmiştir. Rabbimiz CC, Peygamberimiz'e (sav) hem iki kıbleye yönelme nimetini bahsetmiş, hem de "...yöneldiğin kıbleyi ancak peygambere uyanları topukları üzerinde geriye dönenlerden ayıralım diye kıble yaptık..." buyurarak bununla inananlarla inkar edenleri ayırt ettiğini ve insanlığı imtihan ettiğini haber vermiştir. Bugün de Rabbimiz CC, bizlere hem iki kıbleye yönelme nimetini bahşedip hem de ayeti celilesinde "... yöneldiğin kıbleyi ancak peygambere uyanları topukları üzerinde geriye dönenlerden ayıralım diye kıble yaptık..." buyurduğu üzere Peygamberimiz'i (sav) Mescid-i Aksâ'dan Kâbe'ye döndürüp O'na (sav) uyanları geriye dönenlerden ayırt ettiği gibi Muhammed Mehdi'yi de Kâbe'den Mescid-i Aksâ'ya döndürüp O'na uyanları geriye dönenlerden ayırt etmeyi dilemiştir. "Doğu da , batı da Allah'ındır, hangi tarafa yönelirseniz Allah ın yüzü oradadır..." ayetinin sırrıyla bugün de Rabbimiz'in CC tayin ettiği kıbleye/Mescid-i Aksâ'ya yönelen, yüzünü Rabbimiz'e CC dönmüş olur. Peygamberimiz (sav) hadisi şeriflerinde, "Beyt-i Makdis'in imarı, Medine'nin harabıdır" buyurmuştur. Beyt-i Makdis'in imarı, Mescid-i Aksâ'nın (Beyt-i Makdis'in) kıble olmasıdır. Nasıl Kâbe’nin imarı Kâbe’nin kıble olması ise Mescid-i aksa’nın imarı da Mescid-i Aksa’nın kıble olmasıdır.Medine'nin harabı ise kıblenin Kâbe'den Mescid-i Aksâ'ya geçmesinden dolayıdır. Beyt-i Makdis'in kıble olması ile başlayan manevi imarı, vakit geldiğinde zahiri ile de tamamlanacaktır. Peygamberimiz (sav) yine hadisi şeriflerinde “Kâbe’yi kıyamate yakın zamanlarda Habeşlilerden bir takım bacaksızlar yıkacaklardır.( Ebu Hüreyre (r.a))”, bir başka hadisi şerifinde ise “Bir Habeşli Kâbe’yi tahrip edecektir. Onu şu anda siyah elleri ile Kâbe’nin taşlarını bir bir söker halde görüyorum.” (Buhari, Müslim). Buyurarak, kıyamete yakın bir zamanda Kâbe'nin yıkılacağını haber vermiştir. Bu hadisi şerifler de, Kâbe'den sonra Mescid-i Aksâ'nın (Beyt-i Makdis'in) tekrar kıble olacağına işaret eden delillerdir.

Ebû Zer el-Gıfârî* (r.a.) den rivayet edilen bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur: Ebû Zer (r.a.) diyor ki, bir kere ben: "Ya Resulullah! yeryüzünde ibadet için ilk önce hangi mescid bina edildi?" diye sordum. Resulullah (s.a.s.): " Mescid-i Haram'dır" buyurdu. "-Sonra hangisi?" dedim. "Mescid-i Aksâ" buyurdu. "-Bu iki mescid arasında ne kadar zaman var?" dedim. Resulullah (s.a.s.): "Kırk sene" buyurdu." (Müslim, Mesacid, 1, 2).

Peygamberimiz (sav), hadisi şeriflerinde, Kâbe'nin de, Beyt-i Makdis’in de Rabbimiz in cc emri üzere Adem as döneminde yapıldığını ve Beyt-i Makdis'in , Kâbe'den kırk yıl sonra yapıldığını haber vermiştir Yine Rabbimiz in emri üzere Adem as önce Kabe yi inşa edip Kabe ye yönelerek ibadetini yapmış sonra yine Rabbimiz’in emri üzere Mescid-i Aksa’yı inşa edip Mescid-i Aksaya yönelerek ibadetini yapmıştır. İlk inşa edilen kıble/Kâbe, inananların ilk kıblesi olduğu gibi, ikinci inşa edilen kıble/Beyt-i Makdis de inananların son kıblesi olacaktır.

.

Allah'ın (c.c) Nebisi
Muhammed Mehdi (a.s.)